DoĞaN's profileDoĞaN ÇaĞLaRPhotosBlogListsMore Tools Help

DoĞaN ÇaĞLaR

DoGaN  
Photo 1 of 15
August 31

Einstein

"dünya askerlige gitmeyi reddeden gençlerle daha baris dolu olacaktir" benzeri bir söz söylemistir.

"ne hazin bir cagda yasiyoruz.. bir onyargiyi yikmak, bir atomu parcalamaktan daha zor"

"karsi karsiya kaldiginiz asilmasi guc problemleri mevcut dusunce yapinizla cozemezsiniz. cunku bu problemler, mevcut dusunce yapinizin urunudurler."

"değerli olan her şey ölçülemez, ölçülebilen her şey değerli değildir"

''aci tatli seyler, distan; zorluk ise icten kendi cabalarimizdan gelir.''
''her guclugun altinda bir basari yatar.''

"iki şey sonsuzdur, insanoğlunun aptallığı ve evren. fakat ikincisinden o kadar emin değilim."

"hayat iki şekilde yaşanır: ya hiç mucize yokmuş gibi, ya da herşey birer mucizeymiş gibi"

''insanlarin yaptiklari ve tasarladiklari seyler, duyduklari gereksinimleri gidermeye ve acilarini dindirmeye yarar.''
''hayal kurmak, bilgiden onemlidir. cunku bilgi sinirlidir, ancak hayal kurma tum dunyayi kapsar.''
''basarili bir insan olmaya calismayin; degerli bir insan olmaya calisin. basarili insan, hayattan verdiginden fazlasini alir. degerli insan ise, hayattan aldigindan fazlasini verir.''
''ben baris icin savasmak istiyorum.''
''ucuncu dunya savasinda hangi silahlar kullanilacak bilmiyorum, ama dorduncusu tas ve sopa ile yapilacak.''
''eger gercegi aciklamak istiyorsan, zerafeti terziye birak.''
''a'yi hayatta basari olarak tanimlayalim. o zaman a=x+y+z. x calismaktir, y oyundur, z ise ceneyi tutmasini bilmektir.''
''insan, aklın sinirlarini zorlamadikca hicbir seye ulasamaz.''
''bir hatayi iki defa tekrarlamayan, en mukemmel insandir.''
''irkcilik, cocukluk hastaligidir. insanligin kizamigidir.''
''bir kum tanesinin sirrini cozmeyi basarsaydik, butun dunyanin sirrini ogrenmis olurduk.''
''propagandayla zehirlenmedikleri takdirde, toplumlar asla savas duskunu degildir.''
''cok fazla okuyan ve beynini cok az kullanan bir adam, basit dusuncenin tembel aliskanliklari icinde kalir.''
 

"asil ilginc olan; varolanın neden oyle oldugudur"

"matematik ile ilgili sorunu olanlar uzulmesin, emin olsunlar ki benim sorunlarim onlarinkilerden cok daha fazla.." 
July 16

Bir Erkek Nasıl Düşünür?


Genç bir erkegin dört tane kiz arkadasi vardi ve bir turlu
hangisiyle evlenecegine karar veremiyordu.En sonunda dogru
karari verebilmek için bir test yapmayi planladi. Kizlarin
her birine 1000$ verdi ve "bu parayi istediginiz gibi harcayin"
dedi... Birinci kiz arkadasi
kendisine yeni elbiseler ve ayakkabilar aldi, kuaföre
ve güzellik salonlarina gitti. Geri geldiginde
genç erkege söyle dedi: - "Senin icin en guzeli ben olmak
istiyorum, cunku seni seviyorum!"
>Ikinci kiz arkadasi ise genc erkegin tuttugu takimin iki kombine biletini,
en sevdigi turden bir suru video cd ve bir ay
yetecek kadar bira ile geri geldi ve
soyle dedi: - "Bunlar senin icin aldigim hediyeler, eminim
seni mutlu edecektir, senin mutlu olmanla
ben de mutlu olacagim." Ucuncu kiz
arkadasi ise bu parayla iyi bir yatirim yapti ve kisa bir sure
icersinde para kendini ikiye katladi ve bu parayi da
çesitli yatirim alanlarinda kullandi.Genc adama geri
gelerek soyle dedi: -"Bana verdigin parayi birlikte yasiyacagimiz
mutlu bir gelecek icin çogalttim, cunku seni
seviyorum!" Dorduncu kiz arkadasi ise bu
paranin bir kismiyla bir suru kitap aldi, alan
kismiyla ise fakirlere yemek dagitti.Genc adama geri gelerek
söyle dedi: - "Verdigin paranin bir kismiyla
sana layik olabilmek icin bir suru kitap
aldim diger kismiyla ise senin adina fakirlere yemek dagittim."
Genc erkek dort kiz arkadasinin yaptiklarindan cok
etkilenmisti.Karar vermek icin
arkadaslarinin verdigi cevaplar hakkinda sure dusundu
dusundu...........
dusundu.........
Cok iyi dusundu... bu belki de hayatinin en önemli karari olacakti..... kolay bir karar degildi.... arkadaslarinin verdigi cevaplari bir daha dusundu.....
Veeeeee....
En iri gögüslü olanla evlenmeye karar verdi...
July 15

Zülfü Kaküllerin Amber Misali

 
March 23

1965'ten Günümüze Değişen Türkçemiz

YIL: 1965

“Karşıma aniden çıkınca ziyadesiyle şaşakaldım. Nasıl bir eda takınacağıma hüküm veremedim??? adeta vecde geldim. Buna mukabil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum??? yüzünde beni fevkalade rahatlatan bir tebessüm vardı.”

“Üstümü başımı toparladım??? kendinden emin bir sesle??? ’akşam-ı şerifleriniz hayrolsun’ dedim.”

YIL: 1975

“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Ne yapacağıma karar veremedim??? heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum??? yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı. Üstüme çekidüzen verdim??? kendinden emin bir sesle??? ’iyi akşamlar’ dedim.”

YIL: 1985

“Karşıma aniden çıkınca fevkalade şaşırdım. Nitekim ne yapacağıma hüküm veremedim??? heyecandan ayaklarım titredi. Amma velâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum??? nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı. Üstüme çekidüzen verdim??? kendinden emin bir sesle ’hayırlı akşamlar’ dedim.”

YIL: 1995

“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Fena halde kal geldi yani. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor??? bu iş tamamdır dedim. Manitayı tavlamak için doğruldum??? artistik bir sesle ’selam’ dedim.”

YIL: 2006

“Abi??? onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yani. Oğlum??? bu iş bizi kasar dedim??? fena göçeriz dedim??? enjoy durumları yani. Ama concon muyum ki ben??? baktım ki o da bana kesik??? sarıl oğlum dedim??? bu manita senin. ’Hav aryu yavrum?"

YIL: 2026

"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. 'Hay beybi..'"

 

..

Bir Çinli bilgenin sözü: Doğduğun zaman 1'sin, sapsade bir 1. Zamanla 1'in sağına sıfırlar eklersin; diplomaların olur, ünvanların, rollerin, rozetlerin olur, evler arabalar alırsın. Bunların herbiri bir sıfırdır, ama 1'in sağına eklendikçe senin değerin artar. Şu hale gelirsin:
 
10000000000...0
 
Bütün bu sıfırların ne zamana kadar değeri vardır? Sen hayatta olduğun sürece. Sen öldün 1 gitti
 
0000000000...
 
oldu.
1 küçük şeydir, ama sıfırlarınızın başında bu küçük şey olmasa siz evreni farkedemezdiniz; o bir olmasa siz şu an bu yazıyı okumuyor olacaktınız.
March 15

MASKELER

ah şu her gün takındığımız maskeler
nasılda gizleriz kendimizi
saklanırız ardlarına.
korkarız incitmekten , incitilmekten .
bilmezmiyiz ki takındığımız maskeler
yok eder saflığımızı ve güzelliğimizi?
yoksa bilmek mi istemeyiz.
ne olursa olsun yinede saklanırız ardlarına.
 
----------------------------------------------------
 
 
Zavallı soyumuz, kim bilir kaç nesildir "maskeli balo"da gibi yaşıyor gündelik hayatını... Bedenimizin, aklımızın en yalın hallerinde binbir örtü... İki yüzlülüğün atölyelerinde kalıba dökülen maskeler, mekana ve ihtiyaca göre seçilip takılıyor. En gülünesi halleri ciddiye almamıza, en saçma konuşmaları alkışlamamıza, sıkça tribünlere oynamamıza yarıyor. Küfretmek istediklerimize iltifat ediyor, kendimizi beğendirmek için rolden role giriyor, bu yorucu oyunun perdesi kapanınca da yatağa girerken maskemizi çıkarıp başucumuza asıyoruz. Kimsenin karşısındakinin gerçek yüzünü bilmediği ya da bilip de bilmezden geldiği bu karnaval nicedir sürüp gidiyor.
 
----------------------------------------------------
 
maskeyi taktim surdum boyalarimi
giyindim en suslu yalanlarimi
bir yuzum gulerken gizlenir obur yuzum
kimse duymasin icimden agladigimi

aslinda hayat zor degil
mutsuzluk diye bir sey yok yalan
her sey guzel olacak
her sey guzel olacak
ne zaman ne zaman
 
----------------------------------------------------
 
tehlikelidir
bir takarsın sen olur
bir bakarsın ben olur
March 12

Bir gün herkes

bir gün herkes TRance dinleyecek derim sürekli, ilerde ben demiştim demek için yazıyorum bu yazıyı :)
 
 
March 04

Nokta

   Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. öğrenci resmi yeniden yapmış.Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş. öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.Usta ressam şöyle demiş: "ilkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. ikincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma."
February 27

Öleceğinizi Bilseniz de Hayallerinizin Peşinden Koşun

  

Tanrı'nın Ayak İzleri

 Adamin biri, bir gece bir rüya görmüş,Upuzun bir kumsal boyunca Tanri ile yürüyormuş.
Onlar yürürken tam karsilarindaki gökyüzünden de bir film şeridi gibi, adamin hayatindan sahneler geçiyormus.
Kumsal adamin hayat yolu imis sanki. Adam kumda iki cift ayak izi kaldiginda dikkat etmis ....
Bir cifti kendisinin, bir cifti Tanri’nin. Hayatinin son sahnesi de
gokyuzunden gectikten sonra adam, kumdaki ayak izlerine boydan boya bir daha bakmis ve birden bir sey dikkatini cekmis:
Hayat yolunun pek cok bolumunde kumda sadece bir cift ayak izi ve adam dehset icinde farketmis ki, ayak izlerinin, teklestigi zamanlar, hayatinin en kotu, en aci anlarina rastliyor...
Bu kesfi onu fena halde rahatsiz etmis ve Tanri’ya sormaya karar vermis.
"Tanrim ... eger sana inanirsam, senin yolundan gidersem her zaman yanimda olacagini, her zaman yanibasimda yuruyecegini soylemistin ... Oysa hayat yoluma bakiyorum. En zorlu, en kotu, en acili anlarimda sadece bir cift ayak izi goruyorum kumda ... Anlamiyorum Tanrim, anlamiyorum ... Hayatin kolay gunlerinde yanimda yuruyorsun da sana en muhtac oldugum anlarda beni niye terk ediyorsun?
Tanri gulumseyerek cevap vermis:
Sevgili, cok sevgili kulum ....
Ben seni cok sevdim ve hic terketmedim. Hayat yolundaki en zorlu sinav gunlerinde, yani en acili,
en kotu anlarinda kumda hep bir cift ayak izi gordun. Dikkat et! Ayak izleri teke indiginde derinlesiyor.
Cunku o siralar ben, seni kucagimda tasiyordum ...
February 08

BİR KARTALIN YENİDEN DOGUSU!!!!

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan
kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi
ve  zor bir kararı vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40'a dayandığında
pençeleri  sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini
sağladığı  avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve
göğsüne doğru  kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri
kartlaşır ve kalınlaşır.  Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır.
Dolayısıyla kartalın burada iki  seçimden birisini yapması gerekir. Ya
ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun  acılı ve zorlu sürecini
göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse
kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına
gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır.

Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya
vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.
Kartal  bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra
bu yeni  gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır.

Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya
başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 veya daha uzun süreli bir yaşam
bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.

Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan,
geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundadayız.

Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin
yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak
yararlanabiliriz
January 19

Risk

Gülmek 'saf' denme riskini
   Ağlamak ise'duygusal' görünme riskini göze almaktır.
   Başarmak ise'gururlanma' riskini göze almaktır.
   Duygularını açmak'kendini ortaya koyma' riskini göze almaktır.
   Düşüncelerini söylemek ise'dokuz köyden kovulma'riskini göze almaktır.
Umutlanmak'hayal kırıklığına uğrama'
   Sevmek ise'karşılık görememe' riskini göze almaktır.
   Ama riskler alınmalıdır , çünkü hayatımızın en büyük riski, hiç RİSK
almamaktır...
   Çünkü yaşamak, ''ÖLME'' riskini göze almaktır...
 
 
ASN iyilerdi çaldım..

Söylediklerinize dikkat edin
       Düşüncelerinize dönüşür
Düşüncelerinize dikkat edin
       Duygularınıza dönüşür
Duygularınıza dikkat edin
       Davranışlarınıza dönüşür
Davranışlarınıza dikkat edin
       Alışkanlıklarınıza dönüşür
Alışkanlıklarınıza dikkat edin
       Değerlerinize dönüşür
Değerlerinize dikkat edin
       Karakterinize dönüşür
Karakterinize dikkat edin
       Kaderinize dönüşür...
 
çalıntı..
September 28

AŞK,DOSTLUK VE GÜVEN

Bir zamanlar üç arkadaş varmış
Aşk,Dostluk ve Güven
Üçü bir arada oldumu
Harikaymış herşey.
Gün gelmiş aşkın işi çıkmış.
Eh meslek bu kolay mı?
Ama dostlarından ayrılmadan söz vermiş onlara
Beni özlediginizde gelin demiş;uzaklarda olmayacagım.
Nerede gözleri arzuyla dolu birbirlerine bakan bir çift görürseniz ben ordayım.
Ve ayrılmış yanlarından.
Peki demiş Dostluk Güvene;
Madem öyle bende yoluma düşeyim.
Görev çagırır...
Ama merak etme
Nerde birlikte aglayan iki insan görürsen bil ki ben ordayım...
Güveb agzını açmış veda etmek için ama
Dostluk ayrılmış arkadaşının yanından onun sözünü dinlemeden...
Ve gitmiş uzaklara...
Güveb sessizce içinden geçirmiş elinde olmadan...
;Beni kaybedersenizbir daha asla bulamassınız;

Hiç bir zaman GÜVEN'i yitirmemeniz dilegiyle
sevgiler...

Firar serbest

Tutamayacagım sözler vermem
 
Adımlarımda 'kim ne der' diye düşünmem
 
Basit kişilerle polemige girmem
 
Dünyada kimse üzülsün istemem 
 
Bazı şeyleri asla affedemem
 
Geçmişe takılıp dert etmem
 
Yaşanmışlıkları kolay silemem
 
 
Acıyı tanıdıgım için,kimseye çektirmem
 
Cesaretsizligi 'gurur'la örtmem
 
Yalan ve taktiklerle ugraşmayın,yemem!
 
Dostlarıma laf ettirmem
 
Tutkularım var, vazgeçemem!
 
Gidiosan eğer,çok özlesem bile dön demem
 
Artık kimseye kolay kolay güvenemem
 
Bi daha güvenmedikçe sevemem
 
Agır geliyosa bunlar, firar serbest,üstelemem..!!!!!!!
 
 
Şimdi silahı kafama dayadım...
Kendimi değil anılarımı öldürüyorum...
Ben tetiğe bastıktan sonra...Artık herşey çok başka olacak biliyorum

Yalnızlık hem dram, hem kudrettir

"Yaratıcılık yalnızlıktır. Bu nedenle aşk sanatkar için bir ilham olsa da uzarsa lükstür. Çağın ilerisinde olma marjinalliği, marjinallik radikalliği, radikallik de yalnızlığı getirir. Yüzlerce insan sizi alkışladıktan sonra evinize gelip kapınızı kapattığınızda yalnız kalırsınız ve çıkartıldığınız göklerden aşağıya inersiniz. Bu büyük bir dramdır. Siz kendinizi bir amaca adamışsınız, aşk uzarsa amacınızdan sıradanlığa doğru saparsınız. Yalnızlık acı verse de alışınca toplumda kendinizi devlet gibi hissedersiniz."
Tuluyhan Uğurlu

CESARETİN BİTTİĞİ YERDE ESARET BAŞLAR

 
Bir Hint masalına göre; Kedi korkusundan devamlı endişe içinde
yaşayan bir fare vardır.
Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.Fare, kedi
olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya
başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare,
sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne
yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline
döndürür.
Ve der ki,
 
"Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği
var. O yüzden ben sana yardim edemem."
 
Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor:
İnsanların çoğu
kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.

DOĞUMDAN SONRA HAYAT VAR MI ?

 Karanlıktaymışlar. İki embriyo, bir ana rahminde...
Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde... Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece... Haftalar geçmiş,
ikizler gelişmiş. Elleri, ayakları belirginleşmiş.
Gözleri çıktıkça meydana, İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş... Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu... Sıcak, ıslak, sevgi dolu...

"Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki" demişler, "...bize ne mutlu..."

Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler. Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler. Onları besleyip büyüten kordonu fark edince O kordonla kendilerini var
eden Anne'lerine şükretmişler. Sonra başlamış bir varoluş tartışması:
"Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk" diye sormuş ikizler...
"Annemiz" demiş biri,

"O bizi var etti, bize can verdi."
"Ne biliyorsun" diye itiraz etmiş öteki,
"Sen hiç Anneni görmedin ki...":
"Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir."

Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler. Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler. Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların... Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...
Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;

Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.
"- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz" diye fısıldamış ikizlerden biri efkarla...
"- Ben gitmek istemiyorum" diye diretmiş öteki; "doyamadım ki daha hayata..."
"- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan sonra hayat vardır."

Sormuş karamsar olan:
"- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra başımıza neler gelecek?"
Şiirle cevaplamış iyimser olan:
"Birçok giden memnun ki yerinden

çok seneler geçti
dönen yok seferinden..."


Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış. Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış. Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar. Ve "ömrümüz bitti" diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar. Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata
bağlayan kordonu, Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.

Can Dündar
 

DoĞaN ÇağLaR

This person's network is empty (or maybe they're keeping it private).